Dün 10.30 gibi Deniz Hoca'nın dersi bitti. Herzaman ki gibi Onur, ben, İbrahim Rus pazarına çıkıp Otogara doğru yol aldık. Otogara geldik, laflarken okulda kramponlarımı unuttuğum aklıma geldi. Neyse döndüm geri sağolsun Onur da bırakmadı geldi benlen. Saat 12 geçmiş ortalıkta çıt çıkmıyo ama bizim okulun halısahası işlemekte. Neyse son ders D1'deydi gittim aldım sınıftan. Geri dönüşte Onurla bayağı sohbet ettik. Ki iyi ki kalmış kramponlar, sayesinde o muhabbet konuları doğdu. Metro geldi atladık geldik. 1.30 gibi evdeydim. Mutfağa geçtim ama canım yemek istemiyodu. O gece 4te yattım. Ertesi gün 11e gelirken kalktım. Sınıftan Fatma, Giresuna gelmiş. Yasemin bizi de ...
----Güncelleme:----- Anlaşıldı ki ya 15 ya 20 kişilik bir grup şuursuz, kişiliksiz, amaçsız, gaza gelmiş Rize taraftarı(ATMACALAR) olayın fitilini ateşlemiştir. --------------------------- İki Karadeniz takımı değil, sanki düşman iki ilkenin futbol maçına dönüştürülmek istenmiş, Rize Emniyet mensuplarının yardımları, Rizesporlu futbolcu ve taraftarların çabalarıyla bazı kötü niyetler emellerine nail olmuştur. Maçın henüz 34. Dakikası ve oyun duruyor. Ekranda çotanakların olduğu tribün ve oturdukları koltukları sahaya atmaktan ziyade Rizespor taraftarlarından atılan taşlardan korunmak için kalkan siper yapılıyor. Hele Rizespor Emniyet Müdürlüğüne bağlı polislere ne demeli? Çotanakların bulunduğu tribünlere saldırıda bulunan Rizespor taraftarlara dur durak yok. Ama Rizespor taraftarlarına sıkılmayan biber gazları çotanaklara sıkılıyor. Neden? Çünkü çotanaklar deplasmanda ...
Bilindiği üzre "karadenizin derbisi" gerçekleşti ve gülen taraf GiresunSpor ve taraftarı oldu. Maçtan önce "pankartla bitireceğiz bu işi" diyorlardı. Olaysız geçti, sevindim. Ne işi bitireceklerse, güldüm sadece :) Maçı izleyemedim ama ruhum oradaydı. Ve size golden sonra açılan bir pankartı göstermek istediğim için yazdım bu yazıyı: Tam boyut içinfotoğrafın ğzerine tıklayın...
Keyword Stuffing/Unrelated Keywords: Sayfanın ve meta tagların, site içerigi(content) ile ilgisiz keywordlerle doldurulması, aşırı, ıvırzıvır, anahta kelime. Invisible Text:Arka plan (background) renkleri ile aynı renk kullanılarak yazılan anahtar kelimeler. Arama motorlarını siteye çekmek ve daha fazla ziyaretçi almak için yapılan bir yöntem ama kısa sürede sandbox a götürmeyede aday. Buraya kullanıcıların göremeyecegi kadar küçük font ve font size kullanmayıda ekleyebiliriz. Submitting Repeatedly:Web sitenizi arama motoruna kısa süre içinde defalarca kez ekleyerek banlanmaya kadar gidecek yok ve en çok yapılanlardan bir... Tiny Text/Alt Text:Bu tag lar image dosyaları için kullanılır, bunları birçok ziyaretci genelde göremez ancak spider lar görür. Burada kullanılan yöntem image dosyası ile ...
Şaşkınım, çünkü kabullenemiyor insan ölümü. Ki ölen kişi bir devse. Dün geçirdiği kalp krizi sonucu vefat eden gazeteci, yazar, senarist Ömer Lütfi Mete, Marmara ilahiyat Vakfı Camii'nde ikindi vakti kılınan cenaze namazı sonrası toprağa verildi. Ben gidemedim buna çok üzgünüm. O bütün sevdiğim yerli film ve dizilerin, Kurtlar Vadisiin, Ekmek Teknesinin vs vs senaristi, fikir babasıydı. Onu ben size anlatmayacağım, yaşamında öğrenmediyseniz önemli adamdı şimdi araştırıp öğrenin. Onun için açılmış bir site: http://www.omerlutfimete.com Yastayız http://www.musiad.org.tr/img/Subeler/%C3%96mer%20L%C3%BCtfi%20METE.jpg
Merhaba arkadaşlar, hastalığım biraz geçmeye başladı. Neysem konuya dönelim: Google Translate Google'ın Çeviri sistemi bayağı gelişti. Yazılan kelimelerin ad, sıfat, zarf ve ünlem karşılıklarını, isimlerin telaffuzlarını( Samet BAL yazıyorum ingilizceye Samet Honey olarak çeviriyor ve okuttuğumda "samet hani" diyo:), yirim ben onun samet hani diyen dillerini; samet burda8) ), dil algılana özelliği zaten vardı ve daha da geliştiriyor.
“D@BBE 2” 25 ARALIK’TA SİNEMALARDA İnternet yoluyla tüm dünyaya hızla yayılan ve her eve giren Dabbe ve ona eşlik eden cinler, bilinmeyen gölge varlıklar dünyadaki tüm elektromanyetik sistemleri ve interneti ele geçirerek son saldırı için göklerden gelecek bir işareti bekliyorlar. Huzursuz ve tedirgin edici bir İstanbul şafağında göklerde beliren garip ve siyah bulut kümeleri ağır ağır açılırken arkalarına saklanmış olan “DUHAN” başlayacak kara istilanın ilk işareti olarak geliyor. Kuran’da Duhan suresinde belirtilen ve aniden göklerden inecek olan ürkütücü kıyamet alameti DUHAN d@bbe 2’de yeryüzüne doğru hareket etmeye başlıyor. Filmde, Kuran’da kıyamete yakın göklerden ineceği bildirilen ve ürkütücü bir DUMAN olarak tasvir edilen ...
Batı, batı, batı ve yine batı örnek alınıyor günümüzde... Bir örnekle başlayayım; Almanların meşhur 4-5 tane araba markası var ama lider kim: TOYOTA. Yani Japonlar. Biz hep Alman, İngiliz, Fransız, Amerikanları örnek aldık Cumhuriyet kuruldu kurulalı değil mi? Yani düşmanlarımızı. Düşünün çapımızı ne kadar küçük tutmuşuz! Yani Alman 4 markayla yakalayamadığı liderliği Japon bir markayla yıllardır sürdüyüyor. Bir üstad görebildiğin/bakabildiğin kadarsın derdi. Evet aynen katılıyorum. Şimdi bir doğa resmine birimiz baksa ve orman ve suyu görüyor ise o bakamıyordur. Ama ben baktığımda o resimde kuçların şarkı söylemesini, yoldan geçen tavşanın ağaçlara günaydın demesini, güneşin yaydığı ışıkla uyanan doğanın uyanışını görebiliyorsam sanatsal olarak ...
Hikaye köşemin ilk hikayesi... Yıl 1990'lar, Japon Bilim Adamları ülkemizi ziyarete gelirler. Ve bizimkilere sorarlar: Çocuklarınıza milli kimliğinizi, tarihinizi aşılıyor musunuz? Bizimkiler: evet aşılıyoruz Japonlar, bir çocuk seçer ve sorular sorar çocuğa ve bizimkilere döner: Siz hiç aşılamamışınız der. Bizimkiler şaşkın. Peki siz nasıl aşılıyorsunuz der bizimkiler. Japonlar başlar anlatmaya: Japonlar çocukları okula daha başlamadan önce o çağın en gelişmiş fabrikalarına götürür çocukları ve yaptıklarını(hızlı trenler, asimolar vs vs) gösterirlermiş çocuklara. Çocuk hızlı trene binince, asimoyla tanışınca çocuk şok olur ve Japonlar çocuklara bak bunları biz çalışarak yaptık derlermiş. Çocuk sormuş: Çalışmasaydık ne olurdu? Japonda bu soruyu bekliyormuş aslında, Çocuğu kaptığı gibi atom bombası düşen alana, ...
Türklük, Türklük, Türklük... Orta Asya'da "batılı", Avrupa'da "doğulu" damgası yiyen; üç kıtada hakimiyet kurup bir küçücük yarımada da misafir muamelesi gören bir millet. Yemin ediyorum bu millet "Türk Milleti" olamaz, Türk Milleti bu olaylara kayıtsız kalamaz! Bugün bir taraf bölünüyoruz diye bangır bangır bağırıyor, diğer bir taraf hayır bölünmüyoruz; bunlar olması gerekenler diyor, diğer bir taraf ise sessiz sedasız izliyor... Peki asker naapıyor? 16 devlet kuran, Türk milletinin yılmaz bekçesi naapıyor? Veya naapacak? Ama şunu biliyorum Türk Silahlı Kuvvetlerinden kalan son fert nefes aldığı müddetçe Türk Milleti "ben varım" diyecek. Bazen kendimi sorgularken acaba faşist miyim yani çok mu Türkçüyüm diyorum da Hayır! ...
Merhaba arkadaşlar. Bu yazımda SEO, açılımıyla Search Engine Optimization yani arama motoru optimizasyonu hakkında bilgiler vereceğim. 1.si hep takık olduğum SEO eşittir google yani hit. SEO demek google demek değil, Yahoo, Bing ve diğer arama motorlarına uygunluktur. 2.si ise Sadece web araması için SEO yapmaktan ziyade görsel ve diğer aramalar için de optimizasyon yapın. Şimdi arama motorlarında anahtar kelimenizle nasıl ilk sırada yeralırsınız, bunu göstereyim. Örnek anahtar kelimemiz; seo olsun Örümcekler önce başlığa bakarlar yani <title>seo hakkında</title> İkinci olarak adreste seo kelimesi var mı; örn: seoabout.tld Üçüncü olarak meta açıklamaları: meta tagları Dördüncü olarak h1 tagları arasındaki kelimelerde anahtar kelime niteliği ve h2,h3,h4 diye devam eder Şimdi asıl önemli ...
Gündemde Kürt Açılımı varken müthiş bir hızla Ermeni Açılımına vs geçtik. Gündem çok hızlı değişiyor. Acaba bu hızla globalleşen dünyaya ayak uydurmak mı, yoksa beceremedikleri veya hesaba katmadıkları işler ortaya çıktığı için mi hemen başka gündem yaratıyorlar? Hep tarih sanki yeniden sarıyorda aynı kareleri veya benzerlerini tekrar tekrar izliyoruz! Geçmişte iç dengesi bozulan Osmanlı İmparatorluğu'nu kapitilasyonlarla ne olduğu belirsiz fermanlarla yani şimdiki gibi açılımlarla o tarihe damgasını vuran müthiş İmparatorluğu yıktılar. Şimdi ise sıra Türkiye Cumhuriyeti'nde. Islahat Fermanı = Kürt açılımı Kapitilasyonlar = Ermeni açılımı Evet arkadaşlar şimdi hem içten hem dıştan tezgahlar içindeyiz. Ama ben şuna inanıyorum Türk Silahlı Kuvvetleri varolduğu müddetçe Türk ...
Birileri günlerdir ne olduğu belirsiz bir gemiye kaptanlık edip duruyor... Bu geminin üzerine 20 metrelik dalgalar gelirken eğer bu gemi dalgaya paralel durursa alabora olacak. Bu gemi dalgaya dik seyrederse ve gövdesi de güçlüyse fırtına bittiğinde kurtulmuş olacak. Eee arkadaşlar ben neyden bahsediyorum? Bahsini geçtiğim şey Kürt ve Ermeni açılımları. En azından dış dinamiklerin tabir etmemizi istediği telaffuzla "açılım". Bir açılım kuyruğundan tutmuşlar bir iş becereceklermiş gibi Kürt açılımını bitirinde Ermeni açılımına geçin. Eskiler şöyle der:" Bir işi yapamayacak adam birkaç işi yapmaya çalışır". Şimdi Ermenilere açılım tanıyalım diyorlar. Ermeniler Karabağdan işgali durdurmadıkça o sınır açılmayacak diyenler şimdi AB'nin isteğiyle açacak ...
Anlamamızın istenmediği bir konu var: Yanıbaşımızdaki ülke dünya petrol rezervinde küçümsenmeyecek rakamla iken aynı coğrafyada biz yeteri kadar petrol üretmiyoruz. Petrol yok bizde diyorlar. Neyse... Petrolümüzü kullanıyorlar Basit bir mantık yürütelim: Bu coğrafyanın altında geniş petrol rezervleri var değil mi? Şimdi biz petrolü çıkartmıyoruz. Ama Irak çıkartıyor, işliyor, satıyor ve para kazanıyor. Bunları yaparken de aslında bizim yeraltı kaynağımızı da çalıyor bence. Niye: Önce şekilde göstereyim anlatmak istediğimi; Sağdaki şekilde Türkiye - Irak sınırı ve coğrafyanın kaba taslak bir petrol rezerv haritası var. Şimdiyeraltında da mı sınır var? Yani Irak'ın çıkardığı petrolün yarısı bizim. Yani aslında bizim petrolümüzü de kullanıyorlar. Cumhuriyetin ilk yıllarında ...
Düşünsenize arkadaşlar hackerlar olmasaydı bilişim dünyasının halini... Bence yerinde sayan sıkıcı yazılımlar olurdu. Güvenlik diye bir kavram olmazdı. Hackerlar her gün sistemlerde açık keşfettikçe bu pazar dahada güçleniyor bence. Hackerlara hep kötü çocuk larak bakarlar. Ama hackerlar aslında yazılım firmalarına belki de en büyük yararı olan kişilerdir. Niye? Bir yazılımda bir açık bulunmuyorsa o yazılım geliştirilemez, güçlendirilemezdi. Hacking aslında bilişimin gelişimi için çok gerekli bir şeydir. Ha birde şu pencereden bakın hackerlar olmasaydı güvenlik programları olmaz, ve sistemimizi kasan o sıkıcı programlar olamadan daha hızlı bir bilgisayarımız olurdu :) Tanıdığın hacker var mı? :) bu da soru mu kardeşim. Var Peki kaç çeşit hacker var? 3 ...
Eveeet arkadaşlar. Bugün Trabzon'daydım. Bilen arkadaşlar bilir ama bilmeyenler için söyleyeyim: Polislik mülakat sınavına gittim. 5.30'da Giresun'dan çıktık 8 gibi Trabzon PMYO'nun kapısındaydım. Aşağı yukarı 80 kişi bekliyordu kapıda. Bende beklemeye başladım haliylen. Çok geçmedi içeri aldınlar bizi. Başvuru yaptığımız salonda bekliyorduk. Bir polis abimiz bizi Kurula Hazırlanma Odasına götürdü. Gittik ve bize kurul önünde dikkat edeceğimiz bazı detayları anlattı. Üzerimde Beyaz t-short, siyah efoşman altı ve spor ayakkabı vardı. T-shortlerimizi çıkarmamızı, pantolon veya eşofmanlarımızı dizüstüne kadar katlamamızı, ayakkabı ve çoraplarımızı çıkarmamızı ve takıları da çıkarmamızı istediler, çıkardık. Sonra kurul önüne yalın ayak gittik. Sırası geleni içeri alıyorlar ve fiziki ...
Boşa geçen zaman... Hani bazen vardır ya kendinizi işe yaramaz hissedersiniz. Bir işe yarama yolu arasınız. Ama sözde ararsınız işe yaramamaya devam edersiniz. Bu devamlılık arttıkça beyninizde bundan rahatsız olur ve yıldırımlar düşer aslında. Bir sıkıntınız vardır ama kimsenin en yakınınızın bile bilmemesi gerekir size göre. Bildirmezsini, içinizde yaşarsınız. Yaşadıkça artar aslında dallanır budaklanır. Ne kadar dayanabilirsiniz ki açılmamaya? Ama sonuna kadar sürdürürsünüz açıklamamayı ve bir gün geliverir. Ya açıklamanız ya ölmeniz gerekebilir. Bu ölümden kastım bedenen değil ruhen de olabilir. Belki de hiç yaşamamıştır ki ruhunuz ölsün! İşte o gün geldiğinde sizin için kıyamet ile sonsuz huzur arasında kaldığınız o ...
Yeniden bloglamaya başladım nihayet uzun bir aradan sonra( bu nasıl bir cümle oldu :) ). Bugüne kadar kullandığım tasarımlar hiç hoşuma gitmemiş ve içime sinmemişti. Yeni tasarımı umarım beğenirsiniz. Neyse bana dönmek icap ederse ben şu aralar tercih yapmakla meşgulüm. Abi Çukurova'yı yazsam hep yurtlar özel. Neyse şimdiye kadar Sakarya, Sivas, Kocaeli, Eskişehir, İstanbul, Ankara, Isparta, Kayseri, Aydın'ı yazdım. Şunu biliyorum: üniversiteyi kazanmak kadar doğru tercih yapmak ta önemli. Arkadaşlar soracak niye kendi memleketini ve komşu illeri yazmadın diye cevaplayayım: doğ Giresun, büyü Giresun, oku Giresun sıkıldım oğlum bu Giresun'dan. Uzaklaşayım dedim. İnsan bazen ortam değiştirme gereksinimi duyar dimi. Bu arada yazı ...
Dedemin vefatı nedeniyle bir haftayı aşkın bir süredir bir şey yazamadım. Köydeydik bir süre ancak dedem ÖSS'den 2 gün önce vefat etti. O gün işler hallolundu Ordu'da. Sonra köye geçildi. Verdik toprağa, haliyle orada kalamadım geldim girdim sınava. Sınavda beklediğim gibi çıkmadı. Girdim ama öyle işte. Moral sıfır vs vs. 2 yıl içinde bu üçüncü cenazemiz. İnsan sevidklerini kaybedince "ben bu dünyada ne yapıyorum" diyor ama onlar içinde varolmamız gerekiyor aslında. Perşembe günü 7'siydi. Annemler kur'an-ı kerim okuttular Ordu'da. Ordudaydım bir son haftadır.
Yine izci olduk iyi mi :D Allahtan bu sene çadır madır kurmayacakmışız. Geçen sene Bodrum Turgutreis'te kalmıştık 2 hafta çadırda. Bu sene de Türk Telekom bizi yine Türkiye turuna çıkartıyor. Valla geçen sene çok iyi geçmişti. Ziyaret güzergahı elime geçti de; Denizli, Fethiye/Saklıkent, Gökçek 12 adalar, Ölüdeniz, İçmeler, Marmaris, Dalyan, Antalya, Konya turlarımız var bir buçuk hafta. 24'ünde hareket edecekmişiz burdan. Fethiye'de Çiğdem Pansiyon var, sahibi karadenizli. Yeri çok güzel. Bakalım bu sene ne olacak? Ölü deniz gerçekten ölü mü görelim :D ne espriydi :D
Yazmak, insanın yaşamının içindeki durumları anlatmak, hayalleri dile getirmek olunca değer kazanır. Hepimiz hergün okuruz. Ama yazmak farklıdır. Planlı olacaksın, etkileyici olacaksın, insanların yazına ne tepki vereceğini önceden tespit etmen gerekir, kültürünü yansıtman, yeni şeylerle tanıştırman gerekir insanları. Bir de düşük cümle ve imla hatası yapmaman tabi :) İnsan hayatı o kadar değerlidir ki o duyduğun duyguların bir parçasını dahi karşılıksız dile getirebiliyorsan iyi yazardırsın. Şimdi soracaksınız sen yazar mısın? Bunu şimdi ben de düşündüm :) Ne bilim siz karar verin. Bence insanlar yazmalıdır. Adı aklıma gelmedi ama bir ünlü edebiyatçı vardı arkadaşının tavsiyesiyle yazmaya başladı ve biz okurlara unutlumaz eserler bıraktı ama ...
Yengem kocasını ziyarete gelmişti geçen hafta, annemle bende eşlik ettik. Yine Alucra havası cam gibiydi, kısakollularla gezilecek hava vardı. Neysem gittik köye. Yengem gül almış iki tane. Dayılarımın baş ve ayak taraflarına diktim ben de. Okuduk, dua ettik, içimizi boşalttık, o huzur veren anlatılması imkansız havayı soluduk. Allah mekanlarını cennet eylesin. İnsan mezrlıkta derin duygulara ulaşıyor, bu dünyanın boşluğunu orada hissediyor. İki saniye sonra olacağımız belli değil. İki saniyesine bile hükmedemediğim dünyada neden eğri yaşayalım. Düz yürüyeceğiz, çalışacağız, öbür dünyayı kazanacağız...
6 Mart – Giresun
Yayımlanma: Saturday, March 6, 2010 ve gönderen: Samet
Giresunspor-Ç.Rizespor Maçı
Yayımlanma: Thursday, February 18, 2010 ve gönderen: Samet
Sanal Özel Ağlar (Virtual Private...
Yayımlanma: Monday, February 15, 2010 ve gönderen: Samet
MORdu :)
Yayımlanma: Thursday, January 21, 2010 ve gönderen: Samet
SEO Çakallıkları(Black Hat SEO)
Yayımlanma: Friday, November 20, 2009 ve gönderen: Samet
Ömer Lütfi Mete uğurlandı!
Yayımlanma: Thursday, November 19, 2009 ve gönderen: Samet
Google ismini okusun!
Yayımlanma: Thursday, November 19, 2009 ve gönderen: Samet
İstanbul için kıyamet saati yakl...
Yayımlanma: Wednesday, November 18, 2009 ve gönderen: Samet
FBI Job Sitesi Hacklendi
Yayımlanma: Friday, October 30, 2009 ve gönderen: Samet
Neden BATI?
Yayımlanma: Thursday, October 1, 2009 ve gönderen: Samet